DAVETLİ KONUŞMACILAR

Prof. Dr. Esra Macaroğlu Akgül – Aysun Öztuna Kaplan 

Başlık: Yükseköğretim Çalışmalarında Nitel Araştırma

Özet: Bu çalıştayda nitel araştırma yaklaşımının yükseköğretim alanında kullanılmasında karşılaşılan sorunlar (araştırma sorusu yazımı, desen seçimi, örneklem belirlenmesi, veri toplama araçlarının geliştirilmesi, veri toplama sürecinin yönetimi, veri analizi gibi) ve çözüm önerileri ele alınacaktır. Çalıştayın ilk kısmında nitel araştırmalarda karşılaşılan hatalardan ve özellikle nitel veri analizinin hangi temel süreçleri içerdiğinden bahsedilecek, ikinci kısımda ise katılımcılarının nitel araştırma ile ilgili sorularına yer verilecektir.

Katılım Koşulları:

  • Katılımcıların nitel araştırma konusunda temel bilgilere sahip olması,
  • Katılımcıların yürüttükleri ya da planladıkları araştırmalarını çalıştaya getirmeleri beklenmektedir.

 

Prof. Dr. Pedro José Arrifano Tadeu / CV

Konuşma başlıkları:
1. Yükseköğretimde Avrupa boyutunun geliştirilmesi,
2. Avrupa Kredi Transfer Sisteminin (European Credit Transfer System, ECTS) uygulanması,
3. Öğrencilerin ve öğretim görevlilerinin hareketliliğini sağlanması ve yaygınlaştırılması.

 

Prof. Dr. Durmuş Günay / Hakkında

Başlık: Yükseköğretim Sisteminde, Araştırma ve Eğitim Alanında Örtük Bilginin Rolü

Sözün ve yazı dilinin sınırları vardır. Bildiğimiz her şeyi yazılı veya sözlü olarak dile getiremeyiz. Örtük bilgi; kişiden kişiye sözlü veya yazılı olarak aktarılması, öğretilmesi, görselleştirilmesi zor olan bilgidir. Kişiye bağlıdır veya kişiye aittir. Örtük bilgi; sezgi, iç görü ve kavrayışı da kapsar. Bilgiyi kodlanabilirlik açısından sınıflandırırsak; açık bilgi (explicit knowledge), örtülü bilgi (implicit knowledge) ve örtük bilgi (tacit knowledge) şeklindedir. Açık bilgi dile getirebildiğimiz bilgidir. Örtülü bilgi, somut ve açık hale dönüştürülmemiş ancak açık hale dönüştürülebilen bilgidir. Örtük bilgi, kişinin yapması veya eylemesi ile görünüşe çıkar. Dış dünyada var olan olarak bize görünür. Açık bilgi ise dilde varolandır. Bütün bilgimiz ya örtük bilgidir veya kökü örtük bilgidedir. Bilgimizin, %90’ı örtük bilgidir. El becerileri ve zihinsel beceriler de örtük bilgidir.

Michael Polanyi, örtük bilgiyi tanımlarken “Söyleyebildiğimizden daha çok bilebiliriz” der. Örtük bilgi görerek, yaparak, taklit ederek, deneyim ile usta çırak ilişkisi içinde, kişiler arası temas ile geçen bilgidir.
Platon’un Bölünmüş Çizgi analojisi önce iki ana bölümden oluşur. Bu bölümlerden biri olan, “Algılanabilir Dünya” iki bölümdür ve bu dünyaya ait bilgi duyu verileri ile elde edilir ve empirik bilgidir. “Doksa” dır. El becerileri, algılanabilir dünyaya aittir. Ikinci ana bölüm olan “Düşünülebilir/Kavranabilir Dünya” da iki bölümlüdür ve bu iki bölümden biri bilimsel bilgi, öteki felsefi bilgidir. Burada zihinsel/entellektüel beceriler sözkonusudur. Platon, algılanabilir dünyayı güneş aydınlattığı gibi kavranabilir dünyayı, iyi Formunun aydınlattığını ve kavranabilir dünyanın bilgisinin, öğrenen ile öğretenin entellektüel ve ahlaki yakınlığı ve kaynaşması yoluyla geçtiğini söyler. Platon, örtük bilgi terminolojisini kullanmasa da sözünü ettiği, öğrenen ile öğretenin ilişkisi ile geçen şey örtük bilgidir.
Üniversitede; üniversite sistemin yürütülmesinde, kişiler arasındaki, öğrenci ile hoca arasındaki, tez yöneticisi/danışmanı ile öğrenci arasındaki ilişkilerde örtük bilgi sözkonusudur. Üniversite geleneğinin sürdürülmesinde, teamüllerde, Kuhn’un işaret ettiği üzere Paradigma paylaşımında örtük bilgi rol oynar. Doktora tez yönetici ile öğrenci arasında, çalışma boyunca, usta çırak ilişkisi tarzında entellektüel alışveriş ile örtük bilgi geçişi sözkonusudur. Burada ilişki kavramına ve Platon’un iyi Formuna dikkat çekmek gerekir. Algılanabilir dünyayı, neseneler dünyasını, aydınlatan ve canlıları besleyen güneş olduğuğu gibi, kavranabilir dünyayı aydınlatan ve besleyen iyiliktir. Öğrenen ile öğreten ve öğrenilen şey arasında iyilik sözkonusudur. Bilgi geçişi, öğrenen ile öğreten arasındaki, iyilik ortamında, iyi ilişkiler yoluyla geçer; tıpki ısı geçişi için bir ortamın bulunmasının şart olduğu gibi. Talebe sözcüğünün anlamındaki talep, felsefe teriminin anlamı olan bilgelik sevgisi, iyilik ile bağlantılıdır. Heidegger’in “varlık kendisine negatif bakanlara bilgisini açmaz” ifadesi, bilgi geçişinin iyilik zemininde vuku bulduğuna işaret ediyor olmalıdır. Araştırma, keşif, icat ve inovasyon; vardan var etme anlamında “yaratıcılık” ile örtük bilginin kaynaşmasından ortaya çıkabilir. Örtük bilgi kişiye bağlı olduğundan ve dile getirilemedğinden, kurumlar arasındaki fark ve rekabet gücü kurum mensupları ve/veya öğretim kadrosu ile de bağlantılıdır.

 

Prof. Dr. Mehmet Şişman / CV

Başlık: Yükseköğretimde Kalite Araştırmaları ve Eğitim Fakülteleri

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yükseköğretimde kitlesel eğitime doğru bir dönüşüm yaşanmaktadır. Türkiye’de son onyıllarda üniversite sayısı 182’ye, öğretim elemanı sayısı 150.000’lere, öğrenci sayısı 7.300.000’ne ulaşmıştır. Bu rakamlara göre, kısa sürede nicelik yönünden yükseköğretimde oldukça fazla ve hızlı bir büyüme gerçekleşmiştir. Yükseköğretimle ilgili yapılan tartışmalarda bazı kavramlar öne çıkmaktadır. Bundan biri de kalitedir.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) olarak, son iki yıl içinde gerçekleştirdiğimiz bazı düzenlemelerle kalite ve nitelik geliştirmeye önem veriyoruz. Bu çerçevede bazı alanlarda yükseköğretine geçişte barajlar getirilmiş; kaliteyle ilgili bir kurul oluşturulmuş; akreditasyon çalışmalarına hız verilmiş; yurt dışı diplomalarla ilgili tanıma ve denklik yönetmeliği yeniden hazırlanmıştır.
Dünyada yükseköğretim alanında ülkeler arasında büyük bir rekabet yaşanmakta; rekabet ve uluslararasılaşma konuları önem kazanmaktadır. Türkiye’de uluslararası öğrenci sayısında son yıllarda büyük bir artış olmuş; 100.000 sınırı aşılmıştır. Bütün bu gelişmelerin kalite ve nitelik artışıyla birlikte düşünülmesi büyük bir önem taşımaktadır.
Eğitim/eğitim bilimleri fakülteleri ve öğretmen yetiştirme alanında, daha nitelikli araştırmalar ve yayınlar yapma, daha etkili öğrenme-öğretme süreçleri gerçekleştirme, daha nitelikli öğretmen adayları yetiştirme, daha çok sosyal fayda sağlamaya dönük projeler yapma ve gerçekleştirme konuları önem kazanmaktadır. Bu bağlamda eğitim fakülteleriyle ilgili bazı düzenlemeler yapılmış; bu fakültelere girişte baraj belirlenmiş; bölüm ve anabilim dalı yapılanması yeniden oluşturulmuş; lisans programlarının, kazanımlar gözönüne alınarak güncellenmesine başlanmıştır.

 

Yrd. Doç. Dr. Ferahim Yeşilyurt / Hakkında

Başlık: İlkokuldan Doçentliğe Sınav Kaygısı

Sınav kaygısı eğitim yaşamı süresince kişilerin ders çalışma alışkanlıklarını etkilemekte, kapasitelerinin altında sınav performansına neden olmakta ve iş yaşamında da kişilerin ön plana çıkmalarını engelleyerek daha alt düzeyde işlerde çalışmalarına neden olmaktadır. Bu sunumda öğrenim yaşamının başlangıcından akademik yaşamdaki son sınav olan doçentlik sınavına kadar yaşanan sınav kaygısı konusu ele alınacaktır. Konunun teorik altyapısı hakkında kısaca durularak, uygulamada neler yapıldığı üzerine ağırlık verilecektir. Böylece öğrenenlere sınav kaygısı konusunda genel bir perspektif sunularak, uygulama hakkında bilgiler sunulacaktır.